Nefes alamay korkuyorlar şimdi!

Posted on 6th Mayıs 2010 by admin with 0 Comment

ABD’nin Oregon eyaletinde Nisan ayında etkili olmaya başlayan ölümcül bir mantar türü, ülkede yayılıyor.

Bulaştığı her dört insandan birini öldürme gücü olduğu belirtilen Cryptococcus gattii olarak bilinen mantar, sadece insanları değil, köpek, kedi, koyun ve geyik gibi çeşitli hayvanları da hedef alıyor. Ancak havadan yayılan mantar, hayvandan hayvana bulaşmıyor.

Dünyada sürekli yeni hastalıklar neden merak ediyorum. Bunlar kendi kendine mi cıkıyor yoksa biz insanlar mı bunları çıkarıyoruz. Yada yanlış şeylermi yapıyoruz dünya gittikçe ilginç ve sonlarına gider gibi gidiyor. Yada en azından ben öle düşünüyorum. Sizlerin düünce ve yorumlarınızıda bekliyorum.

İnsan ve hayvanlar mantarın bulaştığı ağaçlardan havaya karışan sporları soluyarak hastalanıyorlar.

Doktorlar hastalığın semptomlarının mantara maruz kaldıkta bir iki ay sonra görülen şiddetli öksürük, ağır göğüs ağrısı, nefes kesintileri, şiddetli baş ağrıları, yüksek ateş, aşırı terleme ve kilo kaybı olarak belirtti.

Uzmanlar, tedavi kapsamında henüz aşısı bulunmayan hastalığın tedavisinin birkaç yıla kadar sürebileceğini belirtirken, vücutta oluşabilecek büyük miktarda mantar yapısının alınması için ameliyat gerekebileceğini ifade etti.

AMELİYAT SONRASI KULLANILAN CİHAZ

Posted on 27th Nisan 2010 by admin with 0 Comment

1.               Amaç                       :  Hastanede bulunan ve kullanılan Aspiratör Cihazlarının vakum kalibrasyon testinin ne şekilde yapılacağını tanımlamaktır.

 

2.               Uygulama Alanı   :.Aspiratör Cihazlarının fonksiyonlarının, hastane personeli tarafından güvenli bir şekilde kullanılması amacıyla yapılması gereken kalibrasyon test işlemleri bu talimat kapsamındadır.

4.               Tanımlar  :

Aspiratör Cihazı :

Hastanın , hayati fonksiyonlarına zarar verebilecek sekresyonları veya cerrahi müdahele sırasında ortaya çıkan kan , v.b. gibi sıvıları çekmek için kullanılan cihazlardır.

Aspiratör cihazları Elektirikli , Merkezi Medikal Gaz Sistemi Vakum çıkışlarına takılan mekanik  aspiratörler ve yine Merkezi Medikal Gaz Sistemi (4-5 bar) Basınçlı Hava çıkışından Venturi denen presiple çalışan cihazlar olmak üzere 3 türlüdür.    

  1. 6.               Uygulama               :

 

6.1.1 Kullanılacak Referans Cihaz ve Gereçler :

1.  Basınç Ölçer (Manometre) Cihazı

2.  Tek kullanımlık Aspiratör Kavanozu (eğer gerekiyorsa)

3.  Gerekli Hortum ve Adaptörler                       

6.1.2          PERFORMANS ÖLÇÜMÜ :

                               Maksimum (Azami) Vakum Değerinin Ölçülmesi:

  1. Test düzeneğini kurun.
  2. Cihazı maksimum Vakum seviyesine ayarlayın.
  3. Y-konnektörünü  (B), Aspirasyon kavanozu ile manometre/gauge arasına bağlayınız.
  4. Y-konnektörünün  (B), açık olan çıkışını parmağınızla iyice kapatın.
  5. Cihazı çalıştırın.
  6. Vakum değeri maksimum seviyeye ulaştığı zaman Referans manometrede ve test edilen Aspiratörün manometresinde okunan Vakum değerini, Aspiratör Cihazı Vakum Kalibrasyon Formu’na  (PR.08-FR.23) kayıt edin.
  7. Aspiratörün türünün karşısına gelen değere denk gelen değeri karşılaması gerekiyor.

Eğer cihaz istenen Vakum değerine ulaşamıyorsa , öncelikle sekresyon toplama kavanozları (veya şişeleri) ve hortumlarda hava sızıntısı olup olmadığını kontrol edin.

Not:    Bazı Gastrik aspiratörlerde, vakum değeri 2 kademedir. Her iki kademedeki vakum değerlerine ulaşılıp ulaşılmadığını kontrol edin. Önce düşük olan Vakum değerini ölçün.

Termal ara aspiratörlerde, cihaz ilk birkaç dönüşte (cycle) maksimum vakum değerine ulaşmaz ve maksimum vakum değerine ulaşması için 5-10 dakika zaman gereklidir.

 

6.1.3  VAKUM MANOMETRELERİNİN (GAUGE) DOĞRULUĞU TESTİ :

Not: Cihazın üzerindeki Vakum Manometrelerinin doğruluğunu , cihazın asıl kullanım amacına uygun tipik vakum değerlerinde çalıştırarak test edin.

1.1        Bunun için Referans manometreyi , Aspiratörün sekresyon toplama kavanozundaki  hasta kateter/hortum bağlantısı  çıkışına veya direk olarak cihaz çıkışına bağlayın.

1.2           Cihazı çalıştırın ve cihazın vakum manometresi üzerinden (eğer ayarlanabilen cihaz  ise) istenen vakum değerlerini ayarlayın.

1.3           Referans manometrede ve cihazın vakum manometresi üzerinde okunan vakum değerlerini Aspiratör Cihazı Vakum Kalibrasyon Formu’na (PR.08-FR.23) kayıt edin.

1.4           İki değer arasındaki fark en fazla ± 10 %  olmalıdır.

   Not : Maksimum vakum değerinin sağlanması ve doğruluğu önemlidir.

İstanbul Da Kaza Bitmiyo

Posted on 3rd Şubat 2010 by admin with 0 Comment

İstanbul şirinevler civarinda dün gece 5 otomobil birbirine girdi yaklaşik 3 kişi yaralandi 4 kişi ise oldu dün gece 22.00 civarında yapılan Trafik Kazasında İstanbulu Şok eden bi görüntü vardi insanlarin bedenleri sokaklardan toplanır hale gelmişti ve okadar insan yara içinde sağa sola bakiyordu işte bu kazanin bazi resimlerivakfikebir-zafer-fen-dershanesi-ogrencilere-s-1897988_o

Sağlik Soğuklarda Hiç Önemsenmiyo

Posted on 26th Ocak 2010 by admin with 0 Comment

Evet az onceki yazimida sizlerle paylaşmiştik sağlik soğuklarda hiç onemsenmiyo neden insanlar sağlığina dikkat etmiyo sizce  nedeni şüdur çünkü son  zamanlarda insanlar oyleki zor günler geçiriyo yani hava şartlari git gide  eksilere gittiği için tabiki sorunda soğuklar oluyo insanlar isinamiyo ve daha fazlasi insanlar hasta oluyo bu soğuklarla birlikte artik yavaş yavaş ta  hastalıklar kol gezmeye başlicak bu yüzden biz duyarli insanların sizlerden ricası şüdür mumkun olduğu kadar evlerimizden çikmayalim

Göğüs Kanserine Tedavi Umudu

Posted on 9th Ağustos 2009 by admin with 0 Comment

Bilim dünyasından göğüs kanseri hastalarını sevindirecek yeni bir buluş haberi geldi. Kanadalı bilim adamlarınca geliştirilen yöntemin, göğüs kanseri hastalığını yüzde 80 oranında kesin tedavi ettiği ifade ediliyor…

Dr. Marc Wrana’nın The Journal Nature Biotechnology’nin son sayısında yayımlanan bilimsel makalesine göre, DyNeMo (Dynamıc Network Modularity) adı verilen ve Kanada’nın Toronto Mount Sinai Hastanesi bünyesindeki Samuel Lunenfeld Araştırma Entitüsü bilim adamlarından Dr. Marc Wrana tarafından geliştirilen yöntem, göğüs kanserinde kanserli hücrelerin vücutta dağılacakları bölgelerin önceden belirlenmesine yarıyor.

Yeni teknolojiyle her hastanın kanserli tümörlerinin yapısı ve dağılma yönleri belirlenerek, bu hücrelerin durdurulması sağlanabilecek. Makalesinde, yeni yöntemle bugüne kadar göğüs kanseri 350 kadın hastanın tümör takibinin yapıldığını belirten Dr. Marc Wrana, “Her tümörün ayrı bir protein ağı organizasyonuna sahip olduğunu belirledik. Böylece, tedavinin seyri içinde hangi ağ üzerinde ne tür bir müdahale yapabileceğimize şimdi daha kolay ve çabuk karar verebileceğiz. Bu da, hastalığın yüzde 80 oranında kesin tedavisi anlamına geliyor” diye yazdı.

DyNeMo yönteminin dünyanın değişik yerlerindeki kanser araştırmaları merkezleriyle ortak bir ağ üzerinde kullanılabileceğini belirten Wrana, “böylelikle, daha çok çeşitli vakaya ilişkin deneyimlerini hastalığın ortadan kaldırılması amacıyla kullanabileceklerini” kaydetti.

Domuz Gribi Nasıl Bulaşıyor?

Posted on 5th Ağustos 2009 by admin with 0 Comment

Domuz gribi çoğunlukla solunum yolu ile insanlara bulaşıyor…

Hasta insanların genelinde öksürük ve aksırığıyla havaya bir çok damlacık saçıldığını, ve konuşurken 250-300, öksürürken 4 bin kadar damlacığın havaya karışıp virüsü taşıyan kişinin öksürüp hapşırması durumunda, 4 metreye kadar hiç temas etmeseniz dahi size bulaşması mümkün oluyor. Havaya saçılan partiküller havada uzunca bir süre etkl bir biçimde kalabiliyor ve bunların solunmasıyla solunum yoluyla ciğerlerden nüfus ederek kişiye geçiyor.

Bunun dışında ise öksürük ve hapşırık sırasında mikrobun göz mukozasına yerleşme yaparak hastalığın bulaşır. Yine eller ile, yakın temas çok önemlidir. Bu nedenle hasta insanların mutlaka izole edilip, toplu bulunulan yerlerden uzak durmaya dikkat etmesi, ve maske takması gereklidir. Ayrıca sık sık ellerin yıkanması yapılacak başlıda temizlik görevlerindendir.

Okullar, sinemalar, Cafeler, ulaşım araçları, Eğitim yerleri gibi topluca bulunulan yerlerde risk dahada fazladır. Bütün vatandaşların sık sık el ve yüz yıkamayı bu dönemde dahada fazla önemsemelidir. Öpüşmeye, tokalaşmaya biraz ara vermeli ve bu türden bulaşabilecek hastalıkları düşünmeliyiz. Hastalık bulaştırma bilinciyle, hastaların, öksüren kişilerin, hapşuran kişilerin maske takması, öksürüp aksırırken mendil kullanmanın alışkanlık haline getirimesi ve sık sık ellerin yıkanması lazım…

Çocukta gözlük kullanımının önemi

Posted on 1st Ağustos 2009 by admin with 0 Comment

Hayattaki en değerli varlıklarımız çocuklarımızdır. Onların sağlıklı bir hayat sürdürmeleri için ailelerin yapamayacağı şey yoktur. Fakat bazen ihmalden, bazen bilgi eksikliğinden dolayı sonradan telafi edilemeyecek sorunlarla karşılaşılabilir. Bu sebeple hiç sorun olmasa bile çocuklar ilk doğduklarında, 6 aylıkken ve okula başlamadan önce bir göz doktoru tarafından muayene edilmelidirler.

En ufak şüphede ise hangi yaşta olursa olsun hemen göz doktoruna başvurulmalıdır. Çünkü çocuklarda, önemsiz sanılan veya çevrenin etkisinde kalarak büyüdüğünde düzeleceği düşünülerek ihmal edilen bazı göz hastalıkları olabilir. Bunu komşular veya başka branş doktorları tespit edemez. Bunun tanısını koyacak kişi göz doktorudur.

Bebeklerde görülebilen hastalıklar katarakt, kanjonktivit, kornea hastalıkları, glokom, göz tümörleri, prematüre retinopatisi ve gözyaşı kanal tıkanıklıklarıdır.

En sık rastlanan çocukluk çağı göz hastalıkları görme kusurları, şaşılık ve göz tembelliğidir. Bu hastalıklar özellikle erken teşhis edildiğinde başarı ile tedavi edilebilir.

Yüksek meme kanseri riski taşımak

Posted on 1st Ağustos 2009 by admin with 0 Comment

Kadınların kâbusu olan ve hayatlarını karartan meme kanserinin görülme sıklığı her geçen gün artıyor. Bazı kadınların diğer kadınlara göre daha fazla risk taşıdığını belirten uzmanlar, kimlerin daha fazla risk altında olduğunu anlattı.

Memorial Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Doç.Dr. Gürsel Soybir, yüksek meme kanseri riski doğurabilecek durumları şu şekilde sıraladı:

- Daha önce memede kansere öncü sayılabilecek bir lezyonun bulunmuş olması.

- Genetik olarak meme kanseri gelişimine yatkın genlerin taşınması.

- Ailesinde veya akrabalarında meme kanseri gelişmiş olması.

- Uzun süreli doğum kontrol haplarının kullanılması.

- Menopoz sonrası dönemde uzun süreli ve yüksek dozlarda östrojen replasman tedavisi yapılması.

- Çocukluk veya gençlik çağında başka bir nedenle göğüs bölgesinin ışınlanmış olması.

- Adet başlama yaşının erken, adetten kesilme yaşının geç olması.

- Hiç doğum yapılmaması veya ilk doğumunu 30 yaşından sonra yapılması.

- İlerlemiş yaş. Meme kanseri en sık 50-65 yaşları arasında görülüyor.

- Aşırı yağlı gıdalarla beslenme.

- Mamografi taramalarında yoğun meme saptanması.

- Yumurtalık ya da rahim kanseri hikayesi olması.

- Elektromanyetik alanlara ve radyasyona sürekli maruz kalınması.

http://blogyorum.com/wp-content/uploads/2008/12/meme-kanseri.jpg

Meme kanserinin belirtileri nelerdir?

1. Memede şişlik olması. Genellikle ağrısız, sertçe, hareket ettirilebilen veya yerinden oynamayan, zamanla büyüyebilen kitle varlığı.

2. Memenin genel olarak boyutunda veya şeklinde oluşan değişik olması.

3. Meme cildinde kızarıklık, morluk, yara, damar genişlemesi, içeri doğru çöküntü, yaygın küçük şişlikler, portakal kabuğu görünüşü gibi noktasal çekintiler şeklinde değişikliklerin meydana gelmesi.

4. Meme başı ve çevresinde renk ve şekil değişikliği, meme başında genişleme, düzleşme, içe çökme, yön değiştirme, kabuklanma, çatlaklar oluşması, yaralar çıkması.

5. Meme başından gelen kanlı veya kansız akıntı.

6. Koltuk altında görülebilen veya elle fark edilen ağrılı ya da ağrısız şişliklerin varlığı.

Doç. Dr. Gürsel Soybir, meme kanseri riskinizi test etmeniz için küçük bir test hazırladı.

Meme kanser riskiniz nedir?

1. İlk âdetinizi görme yaşınız kaçtır?
A) 11 yaşından sonra
B) 11 yaşından önce

2. Menopoza girme yaşınız kaçtır?
A) 55 yaşından önce
B) 55 yaşından sonra

3. İlk doğum yaşınız kaçtır?
A) 30 yaşından önce
B) 30 yaşından sonra veya hiç doğum yapmamış iseniz

4. Uzun süre doğum kontrol hapı kullandınız mı?
A) 3 yıldan daha az süreli kullanmış iseniz
B) 3 yıl ve daha uzun süre kullanmış iseniz

5. Uzak akrabalarınızda 1 veya 2 tane meme kanseri var mıdır?
A) Yok
C) Var

6. 1 tane yakın akrabanızda (anne, kız kardeş, çocuk) akrabanızda meme kanseri var mı?
A) Yok
D) Var

7. Birden fazla yakın akrabanızda meme ya da yumurtalık kanseri var mıdır?
A) Yok
E) Var

8. Yakın akrabalarınızda iki taraflı veya genç yaşta (40 yaşın altında) gelişen meme kanseri var mıdır?
A) Yok
E) Var

Puanlama:
A :0 puan, B : 1 puan, C : 5 puan, D: 10 puan, E: 20 puan

Değerlendirme:

0 puan: Bir risk faktörünüz yok. Yaşam boyu meme kanserine yakalanma oranınız %10 civarında. Standart tarama programına giriniz.

1-4 puan: Hafif risk grubundasınız. Yaşam boyu meme kanserine yakalanma riskiniz %10-15 arasında. Standart tarama programına giriniz.

5-9 puan: Orta dereceli risk grubundasınız. Yaşam boyu meme kanserine yakalanma oranınız yüzde 10-20 arasında. Standart tarama programına giriniz.

10-19 puan: Yüksek risk grubundasınız. Yaşam boyu meme kanserine yakalanma oranınız %20 nin üzerinde. Özel tarama ve takip programına ihtiyacınız var.

20-59 puan: Oldukça yüksek bir risk grubundasınız. Yaşam boyu meme kanserine yakalanma oranınız yüzde 20-85 arası. Özel tarama ve takip programına ihtiyacınız var.

Meme kanseri gelişme riski nasıl azaltılır?

1. Her ay memelerinizi kendiniz muayene ediniz.

2. Varsa risk faktörlerinizi belirleyiniz. Eğer bir risk faktörünüz varsa hangi periyotla nasıl takip edileceğinizi öğreniniz.

3. Yılda bir kere meme hastalıkları ile uğraşan bir cerraha muayene olunuz.

4. 40 yaşından sonra 2 yılda bir kez, 50 yaşından sonra her yıl düzenli mamografi çektiriniz.

5. Olabildiğince ideal kilonuzu korumaya çalışınız. Lifli gıdalar, bol sebze ve meyveye ağırlık veriniz.

6. Düzenli spor yapınız.

7. Sigara içmeyiniz, aşırı alkollü içkiden kaçınınız.

Hamile kadınlar nasıl beslenmeli?

Posted on 1st Ağustos 2009 by admin with 0 Comment

Anne adaylarının hamilelik süreci bebeğin gelişimi ve sağlığı için oldukça önemli. Hem hamilelik süresince hem de hamilelik sonrası bebeğin ve kendisinin sağlıklı olabilmesi için anne adaylarının beslenmelerine çok dikkat etmeleri gerekiyor.

Bebeğin beyin içi gelişimiyle ilgili bazı hastalık ve sakatlıkları önlediğinden, hamilelere rutin olarak folik asit vitamini kullanmaları öneriliyor.

Zonguldak Karaelmas Üniversitesi (ZKÜ) Kadın ve Doğum Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mustafa Başaran, yaptığı açıklamada, Dünya Sağlık Örgütü’nün, hamilelere folik asit (B grubundan bir vitamin) ve demir vitamini gibi iki önemli ek elementi mutlaka kullanmalarını tavsiye ettiğini söyledi.

Günümüzde folik asit vitamininin sadece gebelik süresince değil, gebelikten önceki 3 aylık dönemde de alınmasının önerildiğini anlatan Başaran, şunları kaydetti:

“Bebeğin beyin içi gelişimiyle ilgili bazı hastalık ve sakatlıkları önlediğinden, hamilelere rutin olarak folik asit vitamini kullanmalarını öneriyoruz. Çünkü gebelik beraberinde bebeğin gelişimiyle bazı vitamin ve minerallerin daha çok alınmasını gerektiren durum. Geçen mayıs ayında ABD’de öneriler güncellendi. Günümüzde artık gebe kalma potansiyeli olan yaş grubu tüm kadınların folik asit vitamini almaları isteniyor. Folik asit son derece önemli vitamindir.”

Hamilelikte kilonun önemi

Gebelik haftası ilerledikçe bebeğin büyümesiyle birlikte annenin metabolik yükü ve besin ihtiyacının arttığına dikkati çeken Başaran, şöyle konuştu:

“Gebelikte kilo çok önemli. Belli oranda alınması önerilmesine rağmen aşırı kilo almak ya da almamak gebelikte hastalıkların göstergesi olabiliyor. Gebelik öncesi kilosu düşük olanların 9 ay süresince 12-18 kilogram alması normal kabul edilirken, normalin üzerinde daha kilolu hastalarda bu öneriler 11-15 kilogram sınırına düşüyor. Obezite gibi şişmanlık problemi görülen gebelerde ise 5-10 kilogramın aşılmaması gereklidir.”

Gebelikte beslenme önerileri

Gebelikte açlığa dayanıksızlığın söz konusu olduğundan ara öğünlerde mutlaka meyve tüketilmesinin istendiğine işaret eden Yrd. Doç. Dr. Başaran, şunları kaydetti:

“Hamileler günde 3 litre su almak zorundadırlar. Ayrıca süt, ayran, komposto, limonata ve meyve suları tüketilmelidir. Ancak, çay ve kahve önermiyoruz. Protein ihtiyacı gebenin kilosuna göre günlük 70-80 grama karşılık geliyor. Kalsiyum açısından 1 su bardağı süt alınmasını öneriyoruz.

Bir yumurta, kibrit kutusu kadar beyaz peynir ve ekmek önemli, kahvaltıda meyve suyu veya ıhlamur da içilebilir. Ara öğünlerde genellikle porsiyon olarak meyve, yatmadan önce süt veya yoğurt öneriyoruz. Akşam yemeklerinin hafifliliği hamilelerin daha rahat olmasını sağlayacaktır.”